Bu Yazıyı Facebook'ta Paylaşın!
”Ermeni toplu mezarları olduğu” iddia edilen ve birçok spekülasyona neden olan, Mardin’in Nusaybin ilçesine bağlı Kuru köyündeki kayalara oyulmuş mezarların, M.Ö 257-597 yıllarında zengin ailelerin özel olarak yaptırdıkları ”aile mezarları” olduğu ortaya çıktı.
Ankara Üniversitesi Lüminesans Tarihlendirme Laboratuvarı, Kuru köyünde bulunan kayalara oyulmuş mezarlardan alınan kemik parçalarına yapışmış toprağın ve aynı mezarlardan alınan çanak-çömlek parçalarının yaşını dünyadaki en gelişmiş bilimsel teknikleri kullanarak hesapladı.
AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Ankara Üniversitesi Fizik Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Niyazi Meriç, Türk Tarih Kurumu (TTK) Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu ve Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Aykut Çınaroğlu’nun talebi üzerine, başkanı bulunduğu çalışma grubunun Kuru Köyündeki kaya mezarlardan alınan çömlek parçaları ve kemiklerden sıyrılan toprak numunelerini incelemeye aldıklarını anlattı.
Lüminesans laboratuvarında, daha önce ”carbon 14” ve diğer yöntemlerle belirlenen yaşlandırma metotlarından daha kesin sonuçlara varıldığını ifade eden Meriç, Nusaybin’deki çanak, çömlek ve kemik etrafından alınan toprak parçalarının tarihlendirilmesi işlemi sonrasında toplam 4 parçadan alınan numunelerin incelendiğini söyledi.
Meriç’in verdiği bilgiye göre, tarihlendirme çalışmaları 1 No’lu çömlek parçasının, M.Ö 43-M.S 363 yılları arasındaki bir döneme ait olduğu, 2 No’lu çömlek parçasının, M.Ö 53-M.S 227 yıllarına ait olduğu, 3 No’lu çömlek parçasının ise M.Ö 63-383 yılları arasındaki bir döneme ait olduğu sonucuna varıldı.
Kemik etrafından alınan toprak parçasında yapılan Işık Uyarlamalı Lüminenas analizleri sonucunda ise kemik parçalarının, en son ışık gördüğü süre göz önüne alınarak değerlendirildiğinde M.Ö 257-597 yılları arasına ait olduğu hesaplandı.
Meriç, Mardin’in Nusaybin ilçesine bağlı Kuru köyünde ”Ermenilere ait olduğu” iddia edilen toplu mezarlara ilişkin laboratuvar sonuçlarının, bu mezarların bir nevi aile mezarlığı olduğunu ortaya koyduğunu söyledi.
Niyazi Meriç, şunları kaydetti:
”Bulgular ön Bizans dönemine ait bir dönem olduğunu gösteriyor. Arkeologların aktardığına göre buralar kral mezarları. O dönemde yaşayan zengin insanlar kendilerine bu tarz mezarlar yapıp tüm aile üyelerini gömüyorlarmış. Yani bir nevi aile mezarlığı. Bizim bu tarihlendirme sonuçlarımız arkeologların düşünceleri ile paralel.”
Bölgenin, Türkiye’nin güneydoğusunda bulunduğunu hatırlatan Meriç, ”Şehrin kuruluşu M.Ö 4500 yıllarındadır. Bu tarihten günümüze kadar geçen sürede bölgede birçok farklı devlet hüküm sürmüştür. Kullanılan toprak numunesi yerin 1.5-2 metre altında bulunan 2 metre yüksekliğindeki mağara mezarlardaki (nekropol) kemiklerin üzerinden sıyrılmıştır. Çömlek parçaları ise toprağın 0.5 metre altında nekropollerin üzerinden toplanmıştır. Oda mezarın genişliği yaklaşık 15 metrekaredir” dedi.
Bu numunelerin ulusal çapta bir laboratuvarda incelemeye alınmasının önemli olduğunu anlatan Meriç, şöyle konuştu:
”Bu araştırma uluslararası bir öneme sahiptir. Bunları alıp yurt dışında incelenmesi pek uygun değildir. Yurt dışında bu tarz numunelerin incelenmesinde bir takım risklerin bulunduğu gerçeği yadsınamaz. Bu türlü tarihlendirmeleri Türkiye’de kendimiz yapabilmeliyiz ve o nedenle de bu laboratuvar bu tür çalışmalarda tam teşkilatlı analizleri yapabilen tek laboratuvardır. Bir numuneyi ölçebilmek için 20-25 gün arasında karanlık odada çalışmak zorundayız. Bütün gelen çanak çömlek parçalarını tek tek bir iki milimetre kadar üstünü alıyoruz. Aldıktan sonra bunları 20 mikrona kadar öğütüyoruz. Bunları aliminyum disklerin üzerine çok ince bir tabaka halinde örtüyoruz sonra da çeşitli lüminesans cihazlarında ölçümlerimizi yapıyoruz.”
-LÜMİNESANS ARAŞTIRMA LABORATUVARININ ÇALIŞMALARI-
Lüminesans Tarihleme Laboratuvarı Ankara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Fizik Mühendisliği Bölümünde 2000 yılından beri faaliyet gösteriyor.
Laboratuvarda topraktan yapılmış seramik ve arkeolojik materyallerin OSL (Işık Uyarlamalı Lüminenas) ve TL (termolüminesans) yöntemleri ile tarihlendirilmesinden deprem fay hatlarının yaşının hesaplanması ve sanat eserinin sahte ve orijinalliğinin tespitine kadar pek çok bilimsel çalışmayı yürütüyor.
-HALAÇOĞLU VE GAUNT-
Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu ile Institue For Historical Justice and Reconciliation temsilcisi olarak Türkiye’ye gelen İsveç Stockholm Södertörn Üniversitesinden Prof. David Gaunt, 23 Nisanda Mardin’in Nusaybin ilçesine bağlı Kuru köyündeki mezarda incelemede bulunmuştu.
Gaunt, incelemenin ardından mezardan numune almak istememiş, Halaçoğlu ve beraberindekiler ise toprak, seramik ve kemik örnekleri alarak Ankara’ya getirmişti.
TTK Başkanı Halaçoğlu, 23 Mayısta düzenlediği basın toplantısıyla incelemeye ilişkin laboratuvar sonuçlarını duyurmuştu
Bu yazıda neler var?
Benzer yazı yok.

1 yorum var ↓
1 hasan // Haz 2, 2011 at 10:45
önemli olan dünyanın midesini bulandırmak ermeniler kendi yaptıkları katliamları bildiklerinden arşivlerini hiç kimseye açmıyorlar.
Yorum Yapın!